www.of-izneha.tr.gg

1 kişi kendisini tutuyor, 5 arkadaşı var.


01.05.1975 doğumlu, 33 yaşında. şu an yaşadığı yer Trabzon. İNŞAAT MÜHENDİSİ olarak çalışıyor. www.of-izneha.tr.gg-bbserhat@hotmail.com adlı bir sitesi var.
  • bloguna son yazdığı yazı: Bugün.

topluluklar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. edebiyat

    edebiyat

    1683 üyesi var. üyelik serbest.
  2. VEFALILAR

    VEFALILAR

    1 üyesi var. üyelik serbest.

lazikaherzaman panosu rss kaynağı

arkadaşları neler demiş?

Bugün Türkiye her ne kadar gelişiyor görünsede aslında Türkiye adım adım parsel parsel yahudilere ve amerikalılara satılıyor.AB uğruna verilmedik taviz yapılmadık fedakarlık kalmadı.Bunu şiddetle kınıyorum ve tarihimize sürülmüş bir leke olarak görüyorum.EY Amerika ve AB yandaşları elbette sizinde hesabınızı görecek yaptığınız ihanetleri size soracak ALTIN NESLİN KUTLU ÇOCUKLARI gelecektir.Korkmayın neredeyiz diye aramanıza gerek yok.İsimlerimiz sizin gibi Ahmet,Mehmet,Behzat,Alperen.....BU devirde bir gün bitecek.SÖKÜLÜRDE BİR GÜN BÜTÜN DİŞLİLER.BU KADAR SELAMUN ALEYKUM.yazan bEHZAT SERHAT BİRİNCİ

lazikaherzaman   02 Ağustos 2008 19:00  

DAĞLARA ARZUHALİMDİR

Muhalefet ölü, iktidar aciz

Türk milleti boğuluyor, ne haber?

Kapıya dayandı ambargo, haciz

Müfettişler çoğalıyor, ne haber?

Rüşvet meşrulaştı yukarı katta

Fukaranın canı çıkıyor altta

Şahlar dans ederken repo'da rant'ta

Orta direk eğiliyor ne haber?

Örtülüye öfke,çıplağa rıza

Laikçiye taltif,dindara ceza

Daraldı yerküre,çatladı feza

Milli birlik dağılıyor ne haber?

Adaleti felç eyledi iki tay

Rezilliği ben üç deyim, sen yüz say

Dilenerek beylik sürmek çok kolay

Borç dağları yığılıyor, ne haber?

Çivi fırttı aşirette, oymakta

Haramiler haram ile doymakta

Namussuzlar hazineyi soymakta

Namuslular sağılıyor, ne haber?

lazikaherzaman   28 Temmuz 2008 01:29  

BEŞİNCİ MEVSİM

Düştü can evime dördüncü cemre

Dünyayı üçüncü gözümle gördüm.

Dört yüz seksen beş gün çekti bir sene

On altıncı aya takvimsiz girdim.

Aynalara baktım korku gösterdi

Saatler her sabah kırkı gösterdi

Namlular, nişanlar Türk'ü gösterdi

Hayatım boyunca hedefte durdum.

Gül sundum yediler, koklamadılar

Armağan can verdim saklamadılar

Gittim... gelir diye beklemediler

Kaybolan gölgemi yollara sordum.

Getirdim yanıma ay'ı bir karış

Ölçtüm ki dağların boyu bir karış

Şehiri bir adım, köyü bir karış

Damlada denizdir en küçük derdim.

Savurdum, eledim, seçtim zamanı

Yaprak yaprak, tel tel açtım zamanı

Haftada üç asır geçtim zamanı

Nereye gittimse zamansız vardım.

Yırtıldı ruhlara çizdiğim resim

Yazık, kulaklara sığmadı sesim

Yaşadığım şimdi beşinci mevsim

Çağın çilesini sırtıma sardım

lazikaherzaman   28 Temmuz 2008 01:28  

AYNANIN İKİ YÜZÜ

Bir, zirvede habire şiştikçe şişene bak

Bir, tabanda her adım yıkılıp düşene bak

Bir, ülke yansa bile yan gelip yatanlara

Bir, yangın söndürmeye çarıksız koşana bak

lazikaherzaman   28 Temmuz 2008 01:27  

OĞLUM BENİ MAHCUB ETMEDİN TEŞEKKÜRLER...KIZIL KURT

lazikaherzaman   13 Temmuz 2008 01:27  

BEŞİNCİ MEVSİM

Düştü can evime dördüncü cemre

Dünyayı üçüncü gözümle gördüm.

Dört yüz seksen beş gün çekti bir sene

On altıncı aya takvimsiz girdim.

Aynalara baktım korku gösterdi

Saatler her sabah kırkı gösterdi

Namlular, nişanlar Türk'ü gösterdi

Hayatım boyunca hedefte durdum.

Gül sundum yediler, koklamadılar

Armağan can verdim saklamadılar

Gittim... gelir diye beklemediler

Kaybolan gölgemi yollara sordum.

Getirdim yanıma ay'ı bir karış

Ölçtüm ki dağların boyu bir karış

Şehiri bir adım, köyü bir karış

Damlada denizdir en küçük derdim.

Savurdum, eledim, seçtim zamanı

Yaprak yaprak, tel tel açtım zamanı

Haftada üç asır geçtim zamanı

Nereye gittimse zamansız vardım.

Yırtıldı ruhlara çizdiğim resim

Yazık, kulaklara sığmadı sesim

Yaşadığım şimdi beşinci mevsim

Çağın çilesini sırtıma sardım

lazikaherzaman   17 Haziran 2008 15:36  

ZİNDANDAN MEHMEDE MEKTUP (180943 Hit)

Zindanda iki hece.Mehmed'im lafta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de geri adam,boynunda yafta...

Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
Kavuşmak mi?..Belki ..Daha ölmedim!

Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...

Git ve gel... Yüz adım...Bin yıllık konak
Ne ayak dayanır buna ,ne tırnak!

Bir alem ki, gökler boru içinde.
Akıl almazların zoru içinde
Üstüste sorular soru içinde.

Düşün mü,konuş mu, sus mu ,unut mu?
Buradan insan mı çıkar,tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı,asıldı
Kaydını düştüler,mühür basıldı.
Geçti gitti,birkaç günlük fasıldı

Ondan kalan,boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

Müdür bey dert dinler,bugün"maruzat"!
Çatık kaş...Hükumet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş kim eder azat?

Anlamaz;yazısız,pulsuz,dilekçem...
Anlamaz!ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedi mi,bir yırtıcı zil
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekun içinde yazıl ve çizil!

Insanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik,mintanlarla et.

Somurtuş gibi bıçak,nara gibi tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccademin yönünde şefkat

Beni kimsecikler okşamaz madem
Öp beni alnımdan,sen öp seccadem!

Çaycı getir ilaç kokulu çaydan!
Dakika düşelim,senelik paydan!
Zindanda dakika farksız aydan

Karıştır çayını zaman erisin
Kopuk kopuk,duman duman erisin!

Peykeler,duvara mihli peykeler
Duvarda,başlardan yağlı lekeler
Gömülmüş duvara,bas bas gölgeler...

Duvar,katil duvar yolumu biçtin
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin

Sukut...Kıvrım kıvrım uzaklık uzar
Tek nokta seçemez dünyada nazar
Yerinde mi acep,ölü ve mezar?

Yeryüzü boşaldı habersiz miyiz?
Güneşe göç varda ,kalan biz miyiz?

Ses demir,su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir.
Ne gelir ki elden,kader bu,emir...

Garip pencerecik,küçük daracık;
Dünyaya kapalı,Allah'a açık

Dua,dua eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış
Gözyaşı bir tarla,hep yoncalanmış

Bir soluk,bir tütsü,bir uçan buğu
İplik ki incecik,örer boşluğu

Ana rahmi zahir ,şu bizim koğuş
Karanlığında nur,yeniden doğuş....
Sesler duymaktayım;Davran ve boğuş!

Sen bir devsin,yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa,dimdik doğrul ve sevin!

Mehmed'im,sevinin ,başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin,eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!

Yarın elbet bizim,elbet bizimdir!
Gün doğmuş ,gün batmış ,ebed bizimdir

NECİP FAZIL KISAKÜREK

lazikaherzaman   17 Haziran 2008 15:34  

GECEYE ŞİİR (83267 Hit)

Kalbim bir çiçektir,gündüzler ölgün;
Gelin,gelin,onu açın geceler!
Beni yadedermiş gibi,bütün gün
Ötün kulağımda,çın,çın,geceler!

Geceler çekmeyin benim için hüzün,
Gelin siz,ruhumu tenimden süzün;
Bırakın naşımı yerde gündüzün,
Gölgemi alın da kaçın geceler!

NECİP FAZIL KISAKÜREK

lazikaherzaman   17 Haziran 2008 15:33  

fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
yıkarak yalnızlığa kurduğum sarayımı
yetim çığlıklarımı duyurmak üzere sana
koşup geldim; iliştir beni memnu bahtına

adını söylemek istemiyorum
her hecesi amansız bir kor dudaklarımda
her harfine yıllardır şimşeklerle yarıştım
zindanlara karıştım, ölümlerle tanıştım
adını söylemek istemiyorum
Rüveyda dediğim zaman
anla ki, senin için yürüyor kelimeler
çığlığımın atardamarlarından

hangi yıldızdır bilmem, gözlerin
kayar da üzerime Rüveyda
önce tuhaf bir deprem yayılır bedenime
sonra açılır önümde ıstırab vadileri
silik renkleriyle adımlarıma
çözülmeye yüz tutan bir mazi mühürlenir
hayalin bittiği menfeze doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru

uslanmaz bir yürek taşıdığıma dair
yaygın bir kanaat dolaşır aynalarda
oysa Rüveyda
baştan başa ben
kevser akan, gül kokan bir kalbin filiziyim

kitaplara sürdüğüm kapkara lekelerden
bir anlatsam nasıl utandığımı
bir doğrulsam eğrildiğim yerden
ağarır tanyeri nilüferlerin
alaca bir at koşar içimde
ezer toynaklarıyla anılarımı

sular köpürmemeliydi Rüveyda
kırılmamalıydı ıslak dalları hasret selvilerinin
ben zehire alışkınım, şerbete değil
rüyalar nefret eder avare duruşumdan
kabuslar çekerek ancak derdimi yeryüzünde
sen gün boyu simsiyah bir ufukla beraber
ben her gece bir mehdi türküsüyle çilekeş
yargılamak için zeval kayıtlarını
inkilap bekliyorum

hangi umut çiçeğidir bilmem, ellerin
uzanır da gönlüme Rüveyda
derinden bir ok saplanır bağrıma
beynimi çağıran bir sese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru

varlığın cinayettir memleketimde işlenen
akıtır kanını asil pehlivanların
yokluğun sükunettir kuşatır evrenimi
varlığın ve yokluğun ölümüdür baharın

artık eskisi gibi bakamıyorsun
göklerinde bir belkıs otururdu Rüveyda
binlerce gökkuşağı olurdu kirpiklerin
güneş bir ane gibi dururdu başucunda
artık dokunamıyor kakülün bulutlara
karalara bürünmüş saçlarında dolunay
BEN BU KADAR ZULME LAYIK MIYIM RÜVEYDA

hangi ressamı vurur bilmem, endamın
sarar da benliğimi
ben beni tanımam kaldırımlarda
kafesleri yutan kafese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru

kırmızı bir kurdela bağlayarak alnına
duydun mu orkideye dua eden birini
bu ısmarlama yüzler yok mu Rüveyda
bu yapmacık bebekler
gözyaşı akıtırken gülenler yok mu
beni kahrediyor geceler boyu

hangi çağın gelişidir bilmem, gülüşün
soluk bir dünyanın mezarlarına
gömerek gurbetimi
kapadı karanlığa Yesrib, kapılarını
meydan okuyuşun çağın ordularına
bilmem hangi mevsimin başlangıcıdır
doruklarından öte hevese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru

yasını tutuyorum kararttığım düşlerin
yıpranmış divaneler gibiyim sokaklarda
amansız bir ütopya üfleyen pencereler
lif lif yoluyor dram seyyahı bedenimi
önümde, haksızlığın hesaba çekildiği
hiç kimsenin kimseyi tanımadığı mahşer
arkamda, kare kare ömrümü belirleyen
hatırladıkça yanıp tutuştuğum resimler

söyle, nasıl aşarım pişmanlık dağlarını
yeniden bir Nil olup taşar mıyım çölllere
kim giydirir başıma tacını nihayetin
kim takar bileğime hürriyet künyesini
karada balık gibi nasıl yaşarım, söyle
Rüveyda, seziyorum; tahammülün kalmadı
ama dur, boşaltayım bütün çığlıklarımı
asırlardır köhne barınaklarda
küflenen, çürüyen çığlıklarımı

at vuruldu içim paramparça Rüveyda
gölgelerin ardına sakladım kusurumu
sen orada kayıtsızca gülümsüyor gibisin
ben burda damla damla eriyip akıyorum
yine de, çiğnetmem kimseye gururumu
istenmediğim yeri sessizce terk ederim
hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu
mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim

lazikaherzaman   17 Haziran 2008 01:03  

tamam abicim ben trabzonluyum senin için:)

urgania   07 Haziran 2008 13:49  

selam ya nasılsın daha gelmıyosun siteme:))

lazikaherzaman   17 Haziran 2008 15:37  

MRB ABİCİM BEN GELDİM:)

urgania   17 Haziran 2008 19:40  

BLOG lazikaherzaman rss kaynağı

adresi: http://lazikaherzaman.sosyomat.com/blog
aferim1

Bugün

0 yorum var - 02 Haziran 2008 15:26 yazılmış


 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.